Konferans Konuşmacıları ve Kurumların DNA’sı

3 günlük Brand Week serüveni boyunca yine çok konuşulan konulardan biri, insanların markalarla değil, markanın sözcüsü olan ünlüyle, reklam yüzüyle, marka elçileriyle bağlantı kurduğuydu. Aslında sadece tüketici markası değil işveren markası tarafında da durumun aynı olduğunu, konferansları izlerken gördüm: Hem kendimi hem de arkadaşlarımı, kurumların kafalarındaki imajlarını, konferanstaki sözcülerinin imajları doğrultusunda yeniden tanımlarken buldum. BanaContinue reading “Konferans Konuşmacıları ve Kurumların DNA’sı”

Kurumsaldan Terk Spiritüel Girişimci

Geçen hafta katıldığım bir sözde-kişisel gelişim eğitimi, belki de bu konuda çoktan dolmuş olan bardağımı taşırarak bana bir aydınlanma yaşattı. Çevremde -neyse ki çok yakın çevrem değil- sayısı azınmayacak kadar büyük bir kitle kurumsal hayatı bırakıp koçluk ve benzeri işlere girişmiş durumda ya da girşime niyetinde. Bir ara, ‘O kadar çok koçluk eğitimi alan olduContinue reading “Kurumsaldan Terk Spiritüel Girişimci”

Yeni Felsefem: Ilımlı Minimalizm

Uzun zamandır çok iyi biliyorum, çocukken hayran olarak gözlemlediğim sade giyinen, sade yiyen, sade yaşayan anneanneme özenmemden dahi biliyorum: Ben sadelikten yana bir insanım.  Sadelik deyince ilk aklımıza gelen, az makyaj, doğal saç, sade giyim gibi maddelerin tümüne uyuyorum. Zaman geçtikçe, sadeliğin sadece bir moda akımı olarak değil, daha geniş bir çapta hayatıma iyi geleceğiniContinue reading “Yeni Felsefem: Ilımlı Minimalizm”

Yeni atölye: Çokpotansiyellilik, 20 Temmuz’da!

Çevrenizdeki herkes hayattaki biricik yeteneğini veya mesleğini keşfetmiş ya da en azından kabullenmiş görünüyor. Standart bir iş, bir hobi, tek bir meslek… Normal olan bu olsa gerek. Oysa sizin durumunuz çok farklı. İlginizi tek bir meslek ya da konu çekmiyor. Üstelik çocukluktan beri böylesiniz. ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna her gün farklı bir cevap verdiniz. OnlarcaContinue reading “Yeni atölye: Çokpotansiyellilik, 20 Temmuz’da!”

Gözünde yücelttiğin kişiyle tanış, kendine yol aç

Sınırlarımızı, kariyer hedeflerini, ah keşke noktalarını, gözde büyütülen yerleri konuşurken konu dönüp dolaşıp yine insana geliyor. Bir keresinde biz birlikte deniz otobüsünde yolculuk ederken eski patronum Roda Sezer ‘İnsan bütün sınırları kendisi kendine koyuyor.’ demişti. Çok etkilenmiştim, bu kadar basit söyleyince yüzüne soğuk su gibi çarpıyor. İşte bu kendine sınır koyma meselesi, sandığımız gibi beniContinue reading “Gözünde yücelttiğin kişiyle tanış, kendine yol aç”

İstifa Sonrası 16. Aydan Haberler

İstifa sonrası döneminin zorluklarını, güzelliklerini, gelgitlerimi ve aslında kafamın karışık hallerini şu ilk yazımda yazmıştım. O yazıdan sonra çok fazla kişiyle mesajlaştık, konuştuk. Devamını yazacağıma söz vermiştim, işte geldim! Önce merak edilen, o yazının sonundaki iki sorunun cevabını vereyim: Evet, girişimciliğe devam etmeyi seçtim! Korkudan değil ama mecburiyetten sezeryanla doğum yaptım 🙂 Konumuza dönersek; KurumsaldakiContinue reading “İstifa Sonrası 16. Aydan Haberler”

Hikaye Anlatımı Bazen Antipatik Olabilir

Son birkaç yıldır, hikaye anlatımı meselesi bir tılsımlı değnek gibi hayatımıza girdi. Hem markalar, hem kişiler için; iknadan satışa, imaj yaratmaktan bilinirlik artırmaya her konuda başvurulan bir yöntem oldu. Hikayeleri sevmemiz çok eskilere dayanıyor, insan hikaye anlatarak ve dinleyerek evrilmiş, alışığız ve hoşumuza gidiyor. Pixar’dan Andrew Stanton’un ünlü TED konuşmasında dediği gibi, ‘İnsanlar 4’ü değil,Continue reading “Hikaye Anlatımı Bazen Antipatik Olabilir”

Tavşanlarla Gelen Mutluluk: Hedef Kitlemiz Zengin Anneler

Reklam ajansında çalıştığım zamanlarda, anne-bebek markalarına bakmayı hiç sevmezdim. Neresinden tutsan samimi olmayan bir kategori. Annelere sorsan ‘hiçbiri çocuğuna abur cubur yedirmiyor’, ‘yeter ki çocuğunun kıyafetleri temiz olsun başka hiçbir arzusu yok’. Markalara baksan, sürekli bir ideali kakalamaya, haliyle hassas olan anneleri en zayıf noktalarından vurup onları çocuklarına para harcayarak daha iyi anne olabileceklerine ikna etmekContinue reading “Tavşanlarla Gelen Mutluluk: Hedef Kitlemiz Zengin Anneler”