Gözünde yücelttiğin kişiyle tanış, kendine yol aç

Sınırlarımızı, kariyer hedeflerini, ah keşke noktalarını, gözde büyütülen yerleri konuşurken konu dönüp dolaşıp yine insana geliyor. Bir keresinde biz birlikte deniz otobüsünde yolculuk ederken eski patronum Roda Sezer ‘İnsan bütün sınırları kendisi kendine koyuyor.’ demişti. Çok etkilenmiştim, bu kadar basit söyleyince yüzüne soğuk su gibi çarpıyor.

İşte bu kendine sınır koyma meselesi, sandığımız gibi beni seni ve birkaç korkağı değil, hepimizi hatta en çok da hiç ummadıklarımızı derinden etkiliyor. ‘Onları’ ulaşılmaz sanıyoruz. Kim onlar? Ünlüler. Çok başarılılar. Kendi ortamında kıdemli olanlar, yani yöneticiler, direktörler, patronlar. Hiyerarşilerin ve medyanın ördüğü duvarlar belli ki birilerini insan-üstü olarak konumlandırmamız konusunda çok başarılı oluyor.

Gerçekten de önce bu kişilerin İNSAN olduğunu unutarak başlıyor herşey.

Kariyerle ilgili koçluk görüşmelerindeki aha! anları genelde çok basit insani yerlerde parlıyor:

-Peki bunu yöneticine söylemeyi denedin mi?

-Hayır!

O kadar ki, onlarla konuşulabileceğini, iletişime geçilebileceğini unutuyoruz. 

Bu günlük hayatta iletişim sorunlarına yol açabiliyor, ama bu küçük bir etki.

Büyük olan ise, o insanların bulunduğu yerleri ulaşılmaz olarak etiketlememiz.

Otomatik olarak onların bulunduğu mevkileri ‘onların yeri’ olarak etiketliyor ve kendi önümüze oraya giremeyeceğimiz inancından oluşan dev bir bariyer koyuyoruz.

Bu bana, birkaç sene önce yılbaşı döneminde Akasya AVM’deki bir tespitimi hatırlatıyor.Beymen’de bir kampanya vardı, yılbaşı üzeri, bereler 35 TL’ye inmişti. Mağaza bomboştu.

Bir üst katta LC Waikiki’de, bereler indirimsiz ve 35 TL’ydi, peynir ekmek gibi kapışılıyor, herkes hediye olarak bere alıyordu. Görünmez sınırlar, çoğumuzu çok pahalı olduğunu düşündüğümüz mağazalara girip bakmaktan alıkoyuyor. Aynı şey hayat için de geçerli.

Peki bu kara büyü nerede bozuluyor? Gidip o ulaşılmaz olarak konumlandırdığımız insanlarla insani bir sohbet başlattığımız yerde. Konu iş, projeler, mevkiler olduğunda; ortam ofis, sahne olduğunda maskeler kusursuz olarak yerinde durur. Sokakta, konu rütbelerden bağımsız paylaşılan insani özellikler olduğunda, maskelerin yerinden oynamaması imkansızdır.

Ünlü ya da otoritelerle tanışanlardan genelde gelen geribildirim ‘ne kadar samimi bir insanmış’ – ‘onun da çocuğu geceleri çok kalkıyormuş’ – ‘aslında o da ofiste çalışmayı sevmiyormuş’ şeklinde oluyor.

Gözümüzde büyüttüğümüz üst düzeylerle biraz sohbet, o insanlarla birlikte, gidemeyeceğimizi sandığımız mevkileri de bize ‘gidilir’ kılıyor.

Kendimize ördüğümüz görünmez duvarların bir bir tuzla buz olmasını sağlıyor. 

Bir yere gidebilmek için, önce o yerin gidilebilir olduğuna karar verebiliyor olmamız gerek. 

Bunu bir kez başarınca, artık ikinci adım olan ‘Peki ben oraya nasıl giderim?’ kısmı başlıyor.

İnanç meselesi hallolunca, nasıl’lar daima kolay olur. Bu durumda da öyle.

Kıssadan hisse, eğer çıkmak istediğiniz bir sahne, yönetmek istediğiniz bir şirket, yapıp karşılığında para kazanmak istediğiniz yaratıcı bir iş vb. varsa, halihazırda yapan insanı bulup tanışın, gözünüzde insanlaştırın. Sonra bir anda, herşey kolaylaşacak.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: