Stratejik Yaygara Koparma Teknikleri

Azılı bir içedönük ve terbiyeyle yetiştirilmiş bir kız çocuğu olarak, bu gerçeğe yeni yeni ayıyorum. Evet bu yaşımda. Belki de hayatla ilgili tatlı olmayan, köylü kurnazı  fonksiyonel becerileri öğrenmeye özellikle direnç gösterdiğimdendir.

İçedönükler bilirler, bizim manifestomuz ‘Mümkünse konuşmayalım, konuşacaksak da kısa sürsün’dür. Bu nedenle sorunları hızlıca halletmek pahasına çok kaybetmişliğimiz vardır. 

İşte ben de böyle biri olarak, bu ‘yaygara koparma’ meselesine hep çok uzaktım.

Fakat zaman ve hayat bana, bir konuyla ilgili çok bilenin, tecrübeli ya da becerikli olanın değil çoğu zaman sesi çok çıkanın yürüyüp gittiğini öğretti.

Sessiz kalmak ve huzurumu korumak pahasına büyütmediğim olaylar, bir baktım benim haneme hep kayıp olarak yazılmış. Dedim bir de tersini deneyeyim. Bundan sanırım 2 sene önceydi. Başladım bilinçli olarak ‘Nasıl yaygara çıkarıldığını’ gözlemlemeye.

Yaygaralar çeşit çeşit

Anladım ki bu öyle basit bir mevzu değildi. Yaygaranın da binbir çeşidi var. Mesela;

 

‘Burda patron kim anladın mı!’ yaygarası

Bu kıymetli tecrübeyi, Merter Tekstil Merkezi’nde geçirdiğim bir yılda edindim. Özellikle mavi yakanın yoğunlukta olduğu ortamlarda, ‘Arada bir durup dururken olay çıkarma’ kültürü olduğuna şahit oldum. Bu olayı çıkarmak için herhangi ekstra bir şey olması gerekmiyor. Aslında bir önceki gün yine gerçekleşmiş fakat o zaman hiç tepki vermediğiniz bir olayı seçebilirsiniz. Mesela, masanın altı neden silinmemiş, olabilir. 

Burada amaç, düzenli olarak ‘yaygara’ dozunu verip, ‘Patron ensemizde ha, yamuk yaparsak olay çıkar’ alevini sürekli canlı tutabilmektir. Okuyarak ve kurumsalda öğrendiklerimden farklı bir liderlik anatomisi…

 

‘Ben sorunlu bir tipim, dediğimi yapsan senin için iyi olur’! yaygarası

Daha bugün yaptım. Çünkü yapmasaydım, anlamayacaktı.

Bütün kusurları bünyesinde bulundurmuş nadide bir taksici – yine.

Hızlı gidiyor, trafik kurallarına uymuyor, sonuna kadar müzik açıyor, yaşı da muhtemelen 12 ehliyeti var mı o da meçhul. Normalde bir taksiciyle muattap olmamak için eğer arabada ‘Konuşmak istemiyorsanız 5 tl atın’ kutusu olsa atacak biriyim. Ama bu sefer yaygara şalterimi bilerek kaldırarak ilk baştan başladım. Sesimi otoriter yaptım ve kesinlikle gülmeyen bir kadın suratımı takındım (Bilen bilir, benim için çok zor bir ifade:) )

-Yalnız tümseklerden yavaş geçer misiniz?

-Kırmızılarda durursanız iyi olur!

-Neden bu yoldan gitmediniz? Ben size Göztepe dedim?

-Müziği kısabilir misiniz?

Karşımdaki bıçkın delikanlı ilkinde ‘Yaw abla karışma’ moduna girecek oldu hissettim, bu yüzden sorularımı maksimum 10 saniye aralıklarla sordum. Gitgide bıçkın delikanlı ‘çattık deliye’ kafasına geçip sindi mi sindi. Müzik kısıldı, hız azaldı, yol tarifi 100 metrede bir teyid edilmeye başlandı…

En son para üstünü verirken elleri titriyordu, korkuyla ‘Abla yalnız 10 kuruşum yok’ dedi, oooof iyi peki, deyip indim.

Bu , ‘Dinsizin hakkından imansız gelir’ yaygarası.

Sen deliysen, ben daha deliyim, rolü genellikle hep çözüyor. 

 

En çok ben konuşayım da özel biri sansınlar, yaygarası

Eğitimler, toplantılar, etkinlikler… Sosyal ortamlarımız. Bir kişinin trollediği enfes buluşmalar.

Bu etkinliklerde bolca ‘Gereğinden aşırı fazla konuşursam beni biri sanırlar’ insanı vardır. 

Genellikle de çıkışta ‘Ulan kimmiş bu! Nerenin sahibi?’ diye meraktan bakar ve XX Corporations XX Specialist olduğunu görürsün.

Yine normalde hiç girmediğim toplardır, ancak dozunda yırtıklık yapmanın son derece faydalı olduğunu fark ettim. Tabii bu coşkulu ve saygısız arkadaş gibi yerli yersiz etkinliği trollemek değil bahsettiğim. Fakat dozunda bir ‘aykırı’ yorum çoğu zaman ‘çıkışta tanışılamayacak’ 50 kişiyle bir anda tek yönlü tanışıp akılda kalmanızı sağlıyor. Doğal bir itiraf, aykırı bir fikir, samimi bir ek paylaşım…İyi düşünülmüş bir yaygara, daima kibar bir katılımcı olmaktan daha iyi geri dönüş sağlıyor. 

Başkasının değil benim başlattığım bir yaygara mı? Hiç duymamıştım.

Benim gibi yaygara acemileri için, en zor kısım yaygaranın ‘nasıl ve nereden kaynaklı’ çıkarılacağıdır.

Çünkü genellikle siz ‘çıkan yaygaraları dindiren – sinirli ortamları sihirli değneğiyle huzura kavuşturan’ kişi olmuşsunuzdur. Enfes bir arabulucu, görünmez bir melek. 

Şimdi yaygara çıkarma işi başa düşünce, insan standardı nereye koyacağını bilemiyor.

Ama bunu da deneyerek buldum: İstediğin yere!

Gözlemledikçe fark ettim ki, yaygara çıkaran insanların yaygaraları ‘iyi düşünülmüş, zekice ya da mantıklı’ değil. Sadece ‘yüksek ses, özgüven ve olay çıkarma’ tonunda ortaya atıldıkları için etkililer. Dolayısıyla siz neyi ‘önemli’ olarak etiketleyip ortaya bomba gibi bırakırsanız, o iş görüyor. Özetle yaygara bir araç, amaç değil.

Bizimki gibi, kaldırımda birbirine çarpanların birbirine ‘Sorry – Oh, I’m sorry!’ demek yerine ‘Dikkat etsene kardeşim! – Asıl sen dikkat et!’ dediği kültürlerde, yaygara çıkarmayı öğrenmek pekala gerekli bir sosyal beceri. Kimi doğuştan iyi biliyor, kimi benim gibi geç öğreniyor. Fakat sosyal deney olarak herhangi bir yerde, herhangi alakasız bir konuda ses yükseltmeyi, bir şeyi mesele haline getirmeyi deneyin. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. 🙂

3 comments

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s