Bir app’e daha ihtiyacımız var mı?

App girişimleri, sadece kendi mutlu ve tatlı dünyalarını değil, ekosistemi ve kullanıcının gözünden bakmayı da ziyadesiyle düşünüyor olmalı.

Bir app (uygulama) meraklısı olarak aynı anda 20 app’i açık tutan, telefonun tüm enerjisini hunharca sömürenlerdenim. Bir de yeni keşfettiği, henüz store’a taze düşen app’leri her dost meclisinde tavsiye etmeye bayılanlardan.

Fakat son zamanlarda şöyle tepkiler almaya başladım: ‘Ya telefonum çok doldu artık. Yok, zaten bilmemneyle bilmemne appi aşırı şarj yiyor. Ay hepsinden ayrı bildirim ayrı talepler, bıktım. Daha fazla app yüklemem.’

Gerçekten de öyle, bir noktada en benim diyen telefonlar bile, hele ki örneğin video, ses, kayıt, chat vb gibi özellikleri olan kallavi uygulamaları aynı anda çalıştırınca kendinden geçebiliyor. Şarj ve hafızayla ilgili kısım bu.

Fakat bunun altında bir de asıl beynimizle ve bizden hunharca adanmışlık bekleyen app’lerle ilgili bir durum var: Kaçını daha kaldırabiliriz? Kaç app’in bildirimlerini daha açık tutabiliriz? Kaçının durmadan ilgi isteyen iki yaşında bir çocuk gibi ‘Bizi Apple storeda oylayın, bildirimleri açık tutun, arkadaşınıza tavsiye edin, facebookta paylaşın, snapchatle entegre edin, instagramda xxxx’ gibi bitmeyen taleplerini karşılayabiliriz?

Yorulduk. Hem telefonlarımız, hem de biz.

Yukarıdaki denklemde en büyük problem, her bir app’in kendini tek ve biricik zannetme yanılgısına düşmesi. Gülüyorum. Telefonunda 50 app olunca çok komik oluyor çünkü. ‘Bugün 23:59’a kadar giriş yapın! Sizi özledik! Bilmemkim şunu yaptı, şimdi bakın! Sadece 2 saatlik indirim, alın! Dinleyin, hemen bakın! Güncellemeyi kaçırmayın! Şimdi bağlanın, bakın başkası ne yaptı!’ İlgi çekme çabası dinmeyen,histerik bir dünya. 

Şu an henüz hala, app’lerin kendi varlığını tanıma ve ‘ben bu dünyada varım!’ı algıladığı ilk  bebek aşamadayız. Zamanla, daha cool olanın, illallah dedirtmeden daha sakin çalışanın, daha az ama akıllıca bildirimler gönderip taleplerde bulunanların – ve mümkünse daha az yer kaplayanların- dönemi olacak.

Sadakat Bekleyen Güzellik Uzmanı vs. App Sahibi

Çünkü gerçek hayatlarımız bunu gerektiriyor. İdealde o iş için o app muhteşem olsa da, hayatımızdaki her çekirdek kadar konuya o muhteşem performansı ayıracak vaktimiz ve cpu’muz yok işte. Bu örnek aklıma hep en sevdiğim ve sanırım tüm kadınların aşina olduğu gerçek hayat örneğini getiriyor,  ‘Aa, bu kaşa naptınız kendiniz mi aldınız! Bundan sonra kendiniz ellemeyin, düzenli bana gelin!’ diyen güzellik uzmanı. Herkes için kendi küçük dünyası önemli. Benim içinse kaşlarım, koşturmalı hızlı hayatımın içinde küçük bir detay. Ve gerçekte olan, o gün vaktime, programıma nasıl uyuyorsa ona göre davranıyor olmam; çekmeceden cımbızı kapıp işe girişmekle, kuaföre uğramak arasındaki ince çizgi tamamen BEN odaklı, benim programıma bağlı. Ve burada o uzmanın kurnaz diktatörlüğü umrumda bile olmuyor. Maalesef, bu benim için hayatımda önceliklendirecek bir sadakat mevzusu değil, olmayacak da.

Bak baba n’aptım! 

App’ler için de benzer bir durum geçerli. Senin app’inde biri yeni bir içerik ürettiğinde sen dünyayı sallamak istiyorsun, istiyorsun işte! Ama kullanıcı için durum tam olarak öyle değil. Bildirimlerin, güncellemelerin, anlık indirimlerin %90’ı bizde tepki yaratmıyor ve app sahibi de ‘indirimi nasıl daha iyi yapabilirdim, bildirimi nasıl daha iyi yazabilirdim?’ diye düşünüyor. Hayır, mevzu o değil. Mevzu app’in değil, kullanıcının gündemi. Onun dünyasında bunlara ayıracak yeterli cpu olmayışı.

Yer kaplama ne olur, çalış senin de airbnb’n olur.

Dolayısıyla yavaş yavaş girişimler sadece kendi mutlu ve tatlı dünyalarını değil, ekosistemi ve kullanıcının koltuğuna oturup oradan bakmayı da ziyadesiyle düşünüyor olmalı. Belki sunacağın çözüm, bulduğun fikir çok iyi olabilir ama bu bir ‘app’, telefonda kalıcı olarak ikamet edecek bir şey olmamalı? Ev almıyoruz, airbnb yapıyoruz dalgası telefonlarımıza da taşınacak belki çok yakında, ‘app indirmiyorum, onun yerine….’? ‘Telefonumda ve beynimde yer tutmayacak ama ihtiyacım olduğunda ihtiyacımı hop diye çözecek bir xx çözümünü kullanıyorum.’ diyeceğiz. Daha fazla app’e değil, daha fazla app indirmeden, onların sunacağı harika çözümlere daha az çaba, bildirim ve yerleşik alanla ulaşmaya ihtiyacımız var.

Burdan buyrun, dijital dünyanın ‘dün çok yemişim, bugün biraz dinleneceğim’ dönemine.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s