Rutinine dahil etmediğin ne varsa kaçırıyorsun

İnsan önemsediği şeyleri hep salim kafa yapmak istiyor. Şöyle uyandıktan sonra, güzel bir kahvaltı ettikten hemen sonra. Uykusunu almışken. Ama yok öyle bir zaman. Galiba pek olmayacak da.

İstediğin şeyleri iki ara bir dereye özen ve ciddiyetle sıkıştırmadıkça olmuyor. Bahaneler havuzu çok derin, oraya düşen kesin boğuluyor. O zaman sınavlar vardı, şimdi iş var, çocuk var, yoğunluk var, yorgunluk var. Hepimizin hayatı bir şekilde karman çorman ve dopdolu. Hayat boşlukları sevmez diye bir laf var ya, ne kadar doğru. Boş saniyeni bulduğu anda yeni görevi atayıveriyor. Tabii eğer ondan önce sen kendin bunu yapmazsan.

Hal böyleyken yapmayı çok ama çok istediğin şeyleri bekleme salonundan bir bir karmaşana dahil etmelisin. Günün karmaşasında, iki aciliyet arasında da olsa, senin için kutsal olan ne varsa öyle böyle yapılacak listende yer almalı.

Acil bir işi nasıl yetiştiriyorsan, son dakika çıkan bir zorunluluğu nasıl her seferinde çözüyorsan, sevdiğin şey de bahanelerine karşı öyle dimdik duracak. Bazen geç saate kalacak, bazen seni erken uyandıracak. Bazen iki işin arasındaki kıymetli bir saate sığışacak. Ama önemli olan, o senin günlük programında ‘her şekilde yapılacak’. 

Yapmak istediğin bir şeyi, zamanı gelsin, kafam rahatlasın diye bekletirsen bekleme odasında çürüyecek. Onu gelecekten şu ana taşımalısın. Geleceğin konforlu, pürüzsüz ortamından şimdi’nin gerçek, karmaşa içindeki en doğal haline. 

Shiirli formul şu;

”Her gün, bir şekilde, mutlaka.”

Bunu anayasan gibi duvarına asınca, sevdiğin şey de artık sıkıldığın sorumluluklar kadar büyük bir ciddiyetle her gününün ortasında duruveriyor. Yapıyorsun, çünkü artık sorgulamıyorsun. Yoğunluk ve yorgunlukta ilk program dışına itilecek olmuyor artık o. Öncelik oluyor. Her gün gerçekleştirdiğin her şey gibi o da, pürüzsüz ve mükemmel olmasa bile kesin gerçek oluyor.

Doğru zaman yok, doğru ‘araya sıkıştırma’ var. 

Zamanı gelince yok, disiplinin gelince var.

‘…ama’ yok, ‘…yine de’ var.

İsteğini sessizce, kendinle sessiz bir anlaşmayla kendi ‘her gün’üne bırak ve kendinle istisnası olmayan bir anlaşma yap. Tebrikler! Artık mükemmel bir hayalin yok ama bazen kör topal bile olsa gerçek ve tutarlı bir hayalin, pardon gerçeğin, var.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s