‘Ben’ değil, ‘biz’ canım. Biraz teamwork lütfen.

Her insan, idealistlik derecesine göre zaman zaman ya da kimi zaman kendini gerçekleştirme arzusunu hatırlar.

Bir şirkette çalışmanın en eksik hissettiren yanı, çoğu kişi için kendini gerçekleştirememe durumudur. Çünkü şirketlerin görünen ve görünmeyen mesajları/değerleri hep çelişki içerir:

Biz bir aileyiz – ama yarın geldiğinde kartın okumayabilir ve yerinde başkası oturuyor olabilir.

Başarı hepimizin başarısı olacak – ama paranın %99’u bizim hesabımıza yatacak.

Hedeflerimiz için bu dönem çok sıkı çalışmalıyız – evet sözleşmende yazan saatlerden fazla ama, hatrım için.

Burası bir şirket burda hatır gönül işlemez,işini iyi yapmazsan gidersin.

Esnek çalışma saatlerimiz var – ama her zaman bizim çektiğimiz yere doğru esniyor, senin değil.

Öğlen oldu, hepiniz birlikte şu kuyruğa girin de hızlıca doyun ve bilgisayar başına dönün – Bizim için her çalışanımız bir birey olarak ayrı ayrı çok değerli.

İnsanı ‘birey’ değil ‘grup’ olarak gördüğün sürece yürümeyecek.

Evet, belli ki benden beklediğin ‘takım çalışması ruhu’ sende çok iyi oturmuş ki grup üzerinden yönetmeye çalışıyorsun, peki ama öyleyse sen neden zirvedeki liderlerin tek kişi?

Tuzu kuru olup masasındaki pirinç plakada adı yazanların, birlikte tek masada oturanlara ‘hadi grup çalışması’ diye gaz vermesiyle belli ki çözülmeyecek.

Birlikte olmak süper kıymetli olsa da herkes önce kendi gönlünün maskesini, sonra diğerlerinin maskesini takmak istiyor. Doğanın kanunu bu.

Bireyi hangi seviyede olduğuna bakmaksızın birey olarak görmeyip onu bir birey olarak görmek için üst yönetime çıkmasını bekledikçe sadece içerideki kötü enerjiyi ve dağınık şizofreniyi artıracaksın.

Hayır, birlikte pikniğe gidince tek yürek olunmuyor. Ama ‘ben’im ‘ben’ olduğum için çok kıymetli ve benzersiz olduğumu, tam da bu yüzden yapbozun altın parçası olduğumu hissettirirsen… Ancak o zaman işler değişecektir.

‘Hadi arkadaşlar bu hafta x hedefine koşuyoruz, grupça toplanın şu işi kıvırın… Ben odamda kahve içiyorum ne zaman sorunuz olursa kapımı çalın. Evet siz hepiniz, ben tek, sevgiler.’

Özerkliğin, özel hissetmenin, herkesin değil kendi şarkını dinleyip söylemenin ve onun peşinden koşmanın tecrübesi, yılı, ünvanı olmaz. Hepimiz daha çocukken bir ‘birey’ olduğumuzu hissetmek – hissettirmek için yanıp tutuşuyorduk, iş şirket olmaya gelince mi teamwork de teamwork olduk? Önce insan, önce sen, önce o. Önce eşsizlik, sonra birliktelik. Şirketin, ancak bireylerin gönlünde ateşi tutuşturduysan dönüşecek ve yanıp ortalığı kavuracak bir tutkuyu yayacak.

Yoksa ‘Biz şirket olarak buna inanıyoruz’ deyip grupça yüzeysel bir aşk şarkısını ezberletmiş olacaksın, boşuna.

http://www.gozdeattila.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s