Ruhun doğumgünü çağrısı: Deadline is the motivation!

Geç mi kaldım?

Bu yüzyılın sorusu olabilir. Bir kuşak, iş seçimleri için güvenlikle tutku arasındaki arafta takılı kalmış durumda.

Hiç bir zaman aldığın tatmin tam değil, hiç kimse tam aradığını bulmuş değil. Belki de çoğu kişinin tam aradığı iş henüz var olmadı, muhtemelen yaratım aşamasında.

Çevremiz 40 yaşında oyunculuk kursuna başlayan, 30unda istifayı basıp Hindistan’a giden, 20’de terk ettiği müzik tutkusunu 35’te tekrar kucaklayanlarla dolu.

Eski kuşak için; ruhuna dönme, özündeki tutkuyu yaşama isteği hiç bu kadar bariz olmamıştı.

Yeni kuşak istediği gibi yaşadıkça, şirkette birilerinin 20 senedir eyvallah dediklerine 20 günde ‘Peh, katlanamam!’ deyip çekip gittikçe araf kuşağına bir haller oldu.

Bir anda, eskinin güvence dolu, ‘zaten böyle’ iş yapma şekilleri sorgulanır oldu. Beyaz yaka hep arafta. ‘Çok şükür düzenli maaşıma’ ile ‘Start-up’lar çatır çatır yatırım alıyor be!’ arasındaki araf. ‘Benim bu deneyimle cesaret edemediğime 20 yaşındaki çocuk hop diye atlıyor’, arasındaki yarı kıskanç, korku dolu garip hissiyat.

Belki de bu, genç -ve genç hisseden- profesyonellerin kendini en kayıp hissettiği dönem. 5 senedir beklediğin terfiyi aldığın gün o terfinin artık anlamsızlaşması çok da tatlı bir his değil pek tabii.

Peki çıkış yolu yok mu? Var elbette, ama tek çözüm önce araftan kurtulmakta. Annenlere yemeğe gittiğinde eski düzenin gücüne inanıp, startup konferansına gittiğinde yüreğinin yanması arasında sallanmak yerine karar vermekte. Zira birçok konferans da ‘gençleri bilgilerimizle motive edelim’ görünümlü, içten içe ‘acaba ben de?’ diyen ‘büyük’lerle dolu.

İşte bu duygular plazanın içindeyken bastırılsa da en çok doğum günlerinde su yüzüne çıkıyor. Yüreğindeki çağrıyı ne kadar sustursan, hayatı baştan aşağı gözden geçirmek icap eden günlerde içinde bir şey rahat durmuyor. Genelde de işte olduğu gibi hayatta da, ancak son daha yakın göründüğünde korkularımızı ezip harekete geçiyoruz. Malum beyaz yaka topluluğu, deadline deyince ilahi bir tel içimizde tıngırdıyor.

Bir yaş daha geçti, bir yılı daha harcadın. İyi ki doğdun, peki değişmeye hazır mısın?

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: