Ve karşınızda, Egobezite!

Kibirli-Domuz.jpg

Ne kadar korkutulduk, ‘Pilav arkandan ağlar’, ‘Yemek çöpe dökülmez, günah’, ‘ye,ye,ye!’.  Şimdi bütün olanlar gösteriyor ki, bu doyma konusunu ruhsal boyutta da ele almak ve küçük yaşta ince ince işlemek gerekiyor.

Puanlar, sınavlar, yarışlar üzerine kurulu bir sistemde, başarılı olurken nelerin üstüne bastığını pek kimse umursamıyor maalesef. Sanki tek mesele zıplayıp o ağaçtaki elmayı koparmakmış gibi. Haliyle ‘aslansın, kaplansın, sen bunu da yaparsın’larla büyüyoruz. Ailemiz vermezse sistem veriyor gazı, sistem vermeze arkadaşlarımız, onlar vermezse medya. Yani bu mükemmel sistemde açık yok, eninde sonunda başarı gazını alıp yürüyorsun. Alanın ne olursa olsun hedefin tek: O ego doyacak!

Elbette insanız, istemek, istediğimiz için yola çıkmak ve onu almak yaşamanın belirtisi. Olmazsa ölürüz. İstemek güzel şey, başarmak da öyle. Fakat problem şu ki, sadece koşmaya ve elde etmeye koşullanmış bireyler olarak, nerede durmamız gerektiği bize hiç öğretilmiyor. 

Bize saygı duyulmasına, bir şeyin parçası gibi hissetmeye, sevilmeye, değerli olduğumuzu, özel olduğumuzu bilmeye elbette ihtiyacımız var. Ama bunları ihtiyacımız olduğu kadar tüketmeyi bilmiyoruz, öğretilmiyoruz. Kendimize yetecek kadar, yani insani seviyede doyurulan öz-saygı ihtiyaçları bize yetmiyor, gözümüz dönüyor. 5 beden büyük ego kalıplarının, hep daha fazla itibarın, hep daha fazla ihtişamın peşindeyiz. Ruhumuzun doyduğunu fark etmiyoruz, ego obeziyiz, tatmin olamıyoruz. 

Einstein

Bunun bedeli sadece hırslı plaza insanları, psikopat yöneticiler, hayattan kopup işe adanmış insanlar yaratıp türlü türlü hayatlar çalmak değil. Gördüğümüz gibi konu, başkalarının hayatlarını bizzat çalmaya, hatta bunu yaparken kendi hayatını da feda etme isteğine kadar gidiyor.

Psikolojiyle ilgilenenler, ve satış yapanlar çok iyi bilir.

Bir insana kendini değerli ve özel hissettirerek ona neredeyse her şeyi yaptırabilirsin.

Zaafımızdır bu, en kocaman adamların bile kalbi pır pır eder birileri onu çok sevince, yere göğe koyamayınca, ağam paşam deyince.

Ama işte o sınırı tutturmayı bilememek korkutucu olur, önce seni, sonra başkalarını,  veya aynı anda hepinizi bitirir.

Kibirli miyim.jpg

Herhangi bir insanın kendinde bir diğerini yok edecek misyonu bulması, her şeyden önce insan olduğunu unutup ideolojilere tapması çok korkutucu. Politik açıdan bambaşka stratejieri var-dır- elbette ama insani açıdan bakınca bu dönemde tek duam şu:

Kimse gereğinden az sevileceği bir evde doğmasın, ve kimse gereğinden çok sevgi arayacak kadar insanlığını unutmasın.

Ego tatmini ve kendini üstün hissetme ihtiyaçları umarım ki mikro seviyelerde çözülsün, en başta ailelerde. İlkokulda öğrendiğimizi unutmamak gerek, aile toplumun küçük parçası. Ve ondan önce ailede öğrenmeli ve öğretilmeli, doyacağın kadar sevgi ve ilgi senin, ötesindeki tanrılaştırmalar önce seni sonra çevreni bozar.

Romantik bir bakış açısı değil ama tümevarım olarak, yine her şeyi sevgi çözecek, ama kibirli olanından değil, insani olanından. Şurada mırıldanılmışı var:

 

 

 

One comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s