Bugün kendine değil, karşındakine dön!

85e0016d31c2d92e1ecf063d469d5d6d

Dale Carnegie, dünyaca ünlü ‘İnsanları Etkileme ve Dost Kazanma Sanatı’nda şöyle der;

İnsanların size ilgi göstermesini bekleyerek 2 yıl içinde edinemeyeceğiniz sayıda dostu, siz insanlara ilgi göstererek 2 ay içinde edinebilirsiniz.

Dale Carnegie

Bu, konunun son derece basit ve harika derecede yalın şekilde bir anlatımı. Aslında bugün birçok öğreti, birçok kitap bunu söylüyor.

Fakat burada ironik olan şu ki; doğamız gereği kendimize dönmeye, kendimizi merkeze koymaya, tüm okların kendimize dönmeyi istemeye meğilliyiz.

Frances Wilshire, bu konuda çok da haksız olmadığımızı ‘Sen’ adlı kitabına çok güzel anlatıyor;

‘Evrenin en vazgeçilmez varlığı sizsiniz. Nerede olduğunuz, ne olduğunuz, hayatınızın ne denli büyük ya da küçük olduğu önemli değil; kendi dünyanızın merkezi sizsiniz ve daima öyle olacaksınız.’

Frances Wilshire

Bu açıdan bakınca insan gerçekten de bencil olmasını haklı çıkarıyor, bu kötü anlamda bir bencillik de değil, kendi üzerinde çalışıp kendini iyileştirmek için de harika bir sebep.

Fakat yine de kendinden başkalarına dönmenin önemini gözden kaçırmamak gerekiyor.

Bütüne faydalı olmanın en önemli kurallarından biri de kendin üzerinde çalışmak kadar başkalarına yardım etmek. Bir lokma sen yiyorsan, bir lokma karşındakine yedirmek.

Son dönemde okuduğum onlarca girişimcilik kitabının da özeti tam olarak böyle: ‘İnsanlara, topluma yardım eden bir şey yap. Konu sen değilsin, onlar. Bunu sakın unutma.’

Herkesin kendisiyle meşgul olduğu bir dünyada, bir kişiye verilecek en güzel hediye de; bir kişiye satış yapabilecek en güzel profesyonel yetenek de aynı: Onunla ilgilen! Ondan bahset! Onun için iyi olanı düşün! Onun için bir şey yap!

Bu özünde ‘ben!’ diye haykıran insana kültfet bir görevmiş gibi geliyor. Fakat bir süre denediğinde aslında bütüne hizmet etmenin, başkalarına faydalı olmanın, yüzünü öbürü’ne dönmenin aslında kendinle ilgili de ne kadar besleyici ve tatmin edici olduğunu görüyorsun.

Hep birlikte deneyelim diye, bugün için küçük bir ‘ben değil onlar’ menüsü şöyle olabilir;

Kendini anlatmaya çalışma. Karşındakini dinle.
Kendini göstermeye çalışma. Karşındakine bak.
Kendini düşünerek sinirlenme. Karşındakinin neden öyle yaptığını anlamaya çalış.
Kendine göre karar verip karşındakinin uymasını bekleme. Karşındakinin ne istediğini duymaya çalış.
Kendi biricikliğini haykırıp ‘ben böyleyim’ diye diretme. Karşındakinin biricikliğini gör ve olduğu gibi kabullen.
Kendin için en iyi olanı karşındakinin elinden almaya çalışma. Karşındaki için en iyi olanı kendin bulup vermeye çalış.
Kendini şımartmak yerine, karşındakini şımartacak bir şey yap.

Çok kısa özeti şu:
Kendine ne yapılsın istiyorsan, bugün karşındakine sen yap!

Sonra olacakları hayretle izle. Sonra ironik bir şekilde, bu sayede ilgileri üzerine toplamaya çalıştığın zamanlardan çok daha fazla ilgi topladığını gör. Kendini sevdirmek için kendinle ilgili bağırıp durduğun zamanlara göre ne kadar daha çok sevildiğini gör. Sen dışa dönünce, dışarının da nasıl sevgiyle sana döndüğünü gör.

Çünkü çok basit, bu seninle değil, onlarla ilgili. Ve onlarla ilgili olan her şey de aslında tam olarak seni büyütüyor, sevgiyle dolduruyor ve geliştiriyor. Aslında birbirimizden hiç de ayrı olmadığımız için olabilir mi? 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s