Bugün kalk, kendini keşfet! Sonra olacakları hayretle seyret!

woman-sat-in-airport-lounge-waiting-for-plane-1

Çoğumuz bekleme salonunda yaşar gibi yaşıyoruz. Sanki şimdilik bu vasat hayatı sürdürüyoruz, ama nasılsa bir gün sıramız gelecek.

Bir gün, bir mucize olacak ve artık her şey muhteşem olacak. Elbette bir gün şans bize de uğrayacak.

Çok da haksız sayılmayız, çünkü böyle hikayelerle büyüdük:

-Nasıl ünlü oldunuz?

-Bir gün alışveriş merkezinde geziyordum, bilmemkim beni keşfetti!

Biz edilgen başarı hikayelerine alışığız. 

Belki de böyle anlatıp bizi en yükseklerden ve yıldızlı hayatlardan uzak tutmak birilerinin işine geldi.

Başarı ve mutluluğun, başarılı ve mutlu insanların BAŞINA GELDİĞİNE inandırıldık.

Bunu şu Michal Jordan’lı Nike reklamı çok güzel dile getirir:

‘Belki bu benim hatam. Belki sizi, öyle olmadığı halde, kolay olduğuna inandırdım…’

Oysa gerçek şu ki durup beklediğinde hayat sadece sana bakıp gülüyor. 

Bir şey olmak için birinin sana ‘sen şusun’ demesini bekledikçe olmuyor, olamıyor.

Bir şeye başlamak için keni bilginin, deneyiminin ya da herhangi bir şeyin eksiksiz olmasını bekledikçe olmuyor. Başlayamıyorsun. 

Hayatımdaki iki değişmez başucu kitabımdan biri, Seth Godin‘in Ikarus Yanılgısı da tam bunu anlatıyor: (mutlaka kitabın tamamını okumanızı tavsiye ederim)

‘Kültürel içgüdümüz seçilmeyi beklemektir. ‘Seni seçtim’ diyen bir yayıncıdan, talk-show sunucusundan, hatta blog yazarından gelecek izin, otorite ve güvencenin peşine gitmektir.

Bu dürtüyü reddettiğiniz ve hiç kimsenin sizi seçmeyeceğini kabul ettiğiniz andan başlayarak gerçekten çalışmaya koyulabilirsiniz’

Seth Godin

Hatta şu çok güldüğüm örneği de verir kitap:

‘YouTube kendi şovunuzu yayımlamanızı bekliyor ama bunun için sizi aramayacak.’

Seth Godin

Bunların tümü, ‘bekleme salonu’ndan kendi ayaklarınızla tıpış tıpış çıkıp, kendi istediğiniz hayat için çalışmaya, ter dökmeye, uğraşmaya, düşüp kalkmaya başlamak için bir çağrı.

Ayrı bir yazıda kendi hikayemi de anlatacağım. Aşırı içine kapanık bir ruh haliyle boğuşmaktan sıkıldığım bir gün, bundan 10 sene önce ben de bunu farkedip kalkıp kendi hayatım için ancak benim bir şey yapabileceğini fark ettim.

Bir gün, sanki sonunda benim adım okunmuş gibi kalkıp yaşamaya başladım. 

(Kendime yazdığım ‘Milyonlarca kitap okudun, ne zaman hazır olacaksın?‘ yazısını da okumanınzı tavsiye ederim.)

Bu arada, hayat tabii ki insana yardım ediyor. Hem de o kadar çok ediyor, o kadar çok tesadüf, şans, güzellik yolluyor ki şaşırıyorsunuz, neye şükredeceğinizi şaşırıyorsunuz. Ama bunun olması için sizin kafayı kırıp şunu demiş olmanızı bekliyor: ‘Ben bunu yapacağım ve ikinci bir seçenek yok.’ 

Hayat akıllı bir yatırımcı gibi, doğru girişimi yapacak azme ve kararlılığa sahip girişimciyle uğraşıyor, kararsız ve çalışmaya isteksiz olanları gözardı ediyor.

Bugün ‘Ama benim…’ diye başlayacak hiçbir bahanenizin olmayacağını farkedip gidip kendinizi seçeceğiniz gün olsun. Ama sizin koşullarınız, sadece sizin oyuncaklarınız. Onları gidip doğru yere koyun, sonra doğruca kendi yolunuza koyulun. Çünkü hayat yaşayınca gerçekten güzel.

Görsel: www.money.co.uk748 × 374Search by image

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s